Browse By

Tag Archives: marksizm

Gezi’nin Beşinci Yılında Kapitalist Devlet Teorisi İçin Serbest Vezin Bir Prolegomena

Bu anlamda, devlet teorisi kapitalist devletin ve kolektif donanımların icra biçimlerine, nasıl işlediğine odaklanmalıdır. Tecelli etmeyen bir demokrasinin yarattığı melankolik yenilgi hissini dağıtmak için, bu hissin kendisinden doğduğu mücadelenin yenilgisinin gerçek nedenleri anlaşılmalıdır. Ancak bu şartla otoöğrenim ve kolektif analitik çalışma, bir siyasal terapi olabilir ve belki de yeni bir devrimci atılımın tetikleyicisi olacak kurumları, yani her türden kolektif fail-tertibatı yaratabilir. Nihayetinde düşmanın suretini tanıma olarak devlet teorisini inşa etme girişimi, çarpık bir imgede kapsanmış kendi gündelik yaşam pratiklerimizin, kendi mücadelemizin ve kudretsizliğimizin analizinden başka bir şey olmayacaktır.

Bir Sınıf Mücadelesi Teorisi Olarak Marx’ın Kriz Teorisi

Marxist teoriye dair yorumumuzun temel çıkış noktası; birikimi, işçi sınıfı mücadelesi tarafından her zaman inceden inceye ve tekrar tekrar tehdit edilen kapitalist kontrol sisteminin genişletilmiş yeniden üretimi olarak görmektir. Dolayısıyla kriz, aslında bu sistemin parçalanması ve işçi sınıfının özne olarak gelişiminin pozitif bir sonucudur. Bu çerçevede devrim, sermayenin uygun bir yanıt bulamadığı, “işçi sınıfı tarafından üretilen” bir kriz olarak anlaşılmalıdır.

Feminizm ve İşin Reddi

O halde, şu anda örgütlendiği ve dağıtıldığı haliyle, toplumsal yeniden üretim işini “reddetmek” ne demektir? Feministlerin öğrendiği gibi, ev içi emeği reddetmek, potansiyel olarak daha kapsamlı sonuçlara sahip olan çok daha zorlu bir projedir. Kanımca, bu alanda işin reddi, azami olarak, ev içi yeniden üretim emeğine dayalı toplumsal ilişkilerin kurumsal temel taşı olarak aileyi ve bunun ideolojik desteği olarak aile ahlakını eleştirir. En geniş anlamıyla ise bu, iş ve yaşamın bütün örgütlenmesine karşı çıkmak demektir.

Komünizmin Güncelliği Ne Anlama Gelmektedir?

Öyleyse komünizm, bütün çatışmaların ortadan kalktığı nihai bir toplumsal aşama olarak yeryüzünde gerçekleşmiş cennet değildir. Bilakis mevcut toplumsal durumda gizemlileştirilmiş ve uzlaşmalar tarafından kat edilmiş çatışmaların yaratıcı bir kolektif kuruculuğa sevk edilmesi olarak yeryüzünde cehennemi yeniden ifadeye kavuşturmaktır. Belki de bu anlamda ateist olmaktan ziyade de pagandır. Bir tür yeni paganizm: şeytani tanrıların çokluğu, toplumsal güçlerin çoğulluğu.

Ekim Devrimi’nin Yıl Dönümünde Heterodoks Bir Leninizmin Aciliyeti

Leninizmin yaşayan ve Lenin’i bizim çağdaşımız kılan yanı, onun bu ayna imgeyi aşan bir militan öznellik üretme, yani stratejinin son uğrağına verdiği aşırı değerde bulunur: Öznelliğin politik ifadesini, öznelliğe karşı döndürmek, yani onu kapitalizmden çıkış için devrimci bir stratejiye dönüştürmek. Küresel düzeyde sağın yükselişi, faşizmin yoğunlaşması gibi içine girdiğimiz dönemi belirleyen koşullarda, eğer öyle dememize izin verilirse Leninist görevimiz, sahip olduğumuz öznel kudretleri, komünizm için örgütlemeyi öğrenmektir. Bu görev, görünür toplumsal hareketlerin reformist taleplerinin ötesine nasıl geçebileceğini düşünmeyi zorunlu kılıyor: Gelmekte olan toplumsal çalkalanmaya hazırlanmak, onu önceleyen toplumsal hareketlerin sunduğu somut fenomenlerden hareketle hakiki eğilimleri saptamak ve bu eğilimleri komünizm için eklemlemek. Bizim gibi komünistler, yeryüzünde kapitalizmin kötücül egemenliğinin sonuçları olan ekolojik tahribat, incelikli sömürü biçimleri, savaşlar, ırkçılık, ataerkil tahakküm, borçlandırma, kılcal gözetim ve denetim biçimleri, heteroseksizm vs. gibi her düzeyde ortaya çıkan karmaşık sorunlarla uğraşmakla mükelleftir.

Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer