Browse By

Tag Archives: KOMÜNİZM

Arzu İktidardır, İktidar Arzu: Şizo-Kültür Konferansına Yanıtlar

Sözceleme sistemlerinin tüm gelişimi sözcelemin bireyselleşmesine ve kolektif sözcelem düzenlemelerinin bozulmasına yönelir. Diğer bir ifadeyle, karmaşık ifade sistemlerinin -dans ederken, dövme yaparken, taklit ederken vb.- bütünlüğünün konuşmacı ile dinleyicinin konumuna işaret eden bir bireyselleşme için terk edildiği duruma doğru hareket edilir, öyle ki bir iletişimden geriye kalan tek şey “bitler” içinde ölçülen bilginin aktarımıdır. Yine de başka bir düzenlemede, iletişimin özü arzu iletişimidir. Oyun oynayan bir çocuk veya birisi ile flört eden bir aşık bilgi aktarmaz, semiyotik bileşenlerin tüm serisinin içinde yer aldığı zengin ifadeli bir durum yaratır.

Paris Komünü’nün Hayatta Kalışı: Kristin Ross ile Söyleşi

Bugün komünal tahayyülde bir canlanma olduğunu düşünüyorum, fakat kentsel mekân siyasetinde merkezlendiği konusunda size katılmıyorum. Şehir bugün genç insanlara genelde üç seçenek sunuyor: işsizlik, düşük ücretli iş veya anlamsız iş. Birçoğu mücadeleyi ve toplumsal işbirliğini ören yaşamlar sürmek için kırsala taşınmayı tercih ediyor. Bugünkü çeşitli mücadeleler üzerine düşündüğümde, özellikle de bağlamını en çok bildiğim Fransa’da, genelde kırsal alanlarda süregidiyorlar ve kapitalist modernleşmenin “arkaik” saydığı bir yaşam tarzını savunmaya çalışıyorlar. İşgalciler içine kapanmış bir dünyaya çekilmeyi veya kendine göndermeliliğin izole edilmiş havuzlarında girdap oluşturmayı içermeyen bir çeşit bölgesel kendi kendine yeterlilik yaratmaya çalışıyorlar.

Dostlarımıza II

Önümüzde yeni ve uzun bir yol var. Bu yoldan ne ilk Türkiye’de yürünüyor, ne de yalnız Türkiye’de yürünüyor. Yunanistan, İspanya, Fransa ve bir dizi Akdeniz ülkesinde, ABD’de gerçekleşen mücadele deneyimlerinden süzülen ortak bilgi ile taktikleri Türkiye’de canlandırmanın tam zamanı. Bilhassa onların sona erişlerinden, siyasal etkilerindense akamete uğrayışlarından öğrenerek, bu mücadelenin gösterinin partileri tarafından (Yunanistan’da Syriza vb.) kapılmasına sürekli karşı koyarak kudretimizi arttırmayı, daha doğrusu zaten var olan kudretimizi sermayeden söküp almayı önümüze koymalıyız.

Gösteri sona erdi. “Bir hayalet dadanıyor, komünizm hayaleti”.

Bir Sınıf Mücadelesi Teorisi Olarak Marx’ın Kriz Teorisi

Marxist teoriye dair yorumumuzun temel çıkış noktası; birikimi, işçi sınıfı mücadelesi tarafından her zaman inceden inceye ve tekrar tekrar tehdit edilen kapitalist kontrol sisteminin genişletilmiş yeniden üretimi olarak görmektir. Dolayısıyla kriz, aslında bu sistemin parçalanması ve işçi sınıfının özne olarak gelişiminin pozitif bir sonucudur. Bu çerçevede devrim, sermayenin uygun bir yanıt bulamadığı, “işçi sınıfı tarafından üretilen” bir kriz olarak anlaşılmalıdır.

İkinci Geliş

Sorun şu ki, işiniz yararsız. Artık, endüstrileşme çağında olduğu gibi zamanınıza ihtiyaç duyulmuyor. Ancak bu basit hakikati göremiyoruz, zira dilimizin sınırlarının ötesine geçemiyoruz. Acilen yeni bir emek zamanı bölünmesi geliştirilmelidir. Hedef, mevcut emek bileşimini savunmak değil, yeni bir tanesinin imkânını serbest bırakmak, genel zekayı özgürleştirmek, bilim, teknoloji ve sanata dair gücü dilimizin, işe dair hurafenin sınırlarından özgürleştirmektir.

Ortak Dil

Arabasının, yatının, katının, ününün, ünvanının, şöhretinin, kibrinin, bilgi-uzmanlığının, parfümünün, makyajının, bedeninin değiş tokuş edildiği, anlamın bu değiş-tokuşa zincirlendiği bir yaşamdan, bizzat müşterekte olmaya özgülük kapasitesinin, yani yeteneklerini, bilgilerini, becerilerini, müziğini, şiirini, resmini kısaca hissetmesini/anlamasını (hisseden düşüncesini) müşterekte olmaya adama ve özgülük kapasitesinin paylaşıldığı iletişimsel ve ilişkisel bir yaşama geçiş. Varlığa özgü olan varoluşu, müşterekte oluşu talep eden bir ‘biz’ aşkı. Bu aşkın esiri epey insan var hala bu ülkede: çok şükür (işte buna şükredilir). Bu aşkı paylaşan böyle sayısız değerlerimiz, insanlarımız olmasaydı bugün bu coğrafyanın ne hissedişinden, ne anlamasından ne sol geleneğinden ve ne de kültüründen söz edilebilirdi. İnsan ve insanlık ötesi bir uygarlığın yaratılmakta olduğuna inanıyorum, çünkü şunu duyuyorum: başkaldırı çokluğun varolma çabasıdır (hissetmek muazzam bir zenginlik [haz] ve aynı zamanda büyük bir hüzün [acı]).

Gelecekbilim Yersiz, Tarih Karar Verir

Fransa’da 1968’den sonra her düzeyde yoğun bir moleküler devrim dalgası vardı (…). Ancak problem şu ki bu eylem kiplerinin hiçbiri bir başka mücadele düzeyine geçemedi. Diğer mücadele düzeyleriyle, nüfusun diğer kesimlerinin mücadelesiyle olan tek bağ, eski sekter gruplar sistemi, eski parti ve sendika sistemleri olmaya devam etti. Gerçekleşen şey, bu hareketlere katılan entelektüel olmayanlar, deneyimler sırasında sıradan entelektüeller haline gelmesiydi. Dolayısıyla, bu entelektüel olmayanların derece derece kümeleşmesi söz konusuydu –örneğin, hareketin doğal üyesi bazı militan göçmenler zamanla göçmen nüfusunun geri kalanından tecrit edildiler. (…) Bu türden bir deneyimin entelektüellerle belirli gruplar arasında kurulan yoğun ilişkiyle bir ilgisi yok. Fakat eğer bu gruplar bilfiil diğer tüm toplumsal hareketlerden tecrit edilmişse, gerekli bağlantılardan yoksunsa, giderek uzmanlaşma ve yozlaşma süreçlerine neden olurlar. Bu tıpkı durmaksızın kendini kesen bir dalga gibidir.

Bizi Say’mayınız : Saygı versus Komünal Etik

Nizam “Gücün her türlü kutsal yüzü, insanların kendi kolektif kurtuluşlarını kendi işleri olarak görüp bunun sorumluluğunu tam olarak alamamalarının ifadesidir.” Spinoza (TTP: XVI–281) “Saygı duyacaksınız ULAN!” diye bir ses duyuldu önce Füruzağa’da. “Ramazan’da içki içmeyeceksiniz” diyordu “Hepinizin anasını… ” diyordu o ses. Öncesinde de Alperen

Ekonomi ve Öznelliğin Üretimi

Maurizio Lazzarato Çeviren: Ecehan Alioğlu Marx, çalışma [work] ile metalara dair bulmacanın çözümünün anahtarını, zamanın öznellikle ilişkisinde, “zamanın” bir tür “kristalleşmesi”nde gördü. Sinema, video ve dijital teknolojiler, zamanın farklı bir kristalleşmesini ortaya atar: mekanik ve termodinamik makinelerin aksine, zamanı genel olarak değil fakat algılama, duyumsama ve

Düşmanlarımıza

Maurizio Lazzarato ve Eric Alliez İngilizce’den Çeviren: Güvencesiz Çevirmen 1. İç savaşların uyruklaştırma zamanlarında yaşıyoruz.1 “Dünya görüşleri” çağı ve bunlar arasındaki çatışmaları geri getirecek piyasa zaferi, yönetimselliğin otomasyonu ve borç ekonomisinin depolitizasyon dönemi geride kalmış değil. Yeni savaş makinelerinin inşa edilme çağına girmiş bulunmaktayız. 2.