Browse By

Tag Archives: devrim

“Ben Bir Fikir Hırsızıyım”: Félix Guattari ile Söyleşi

Şu var ki ben, ne evrensel bir araca ne de o alanda iletişimin faydalarına bel bağlarım. Kavramsal bir alanda en arzu edilebilir etki, kavrama düzeninde değil, ancak kesin bir etkililik biçimindedir. “Ya çalışıyordur, ya da çalışmıyordur”. Birinin size aritmetik bir işlem yapmak için küçük bir hesap makinesi verdiğini düşünün. Orada iletişim söz konusu mudur? Size potansiyel bir kullanım aktarılır. Onun izin verdiği işlemler, kullanımıyla alakalı belli bir yetkinlik elde edilir edilmez yerine getirilir. Bana göre, ideoloji veya belirli bir öznellik biçimine gönderme yapmayan, araçlar ve makineler gibi işlev görmesi gereken teorik ifadeler için de aynı şey söz konusudur.

Ortak Dil

Arabasının, yatının, katının, ününün, ünvanının, şöhretinin, kibrinin, bilgi-uzmanlığının, parfümünün, makyajının, bedeninin değiş tokuş edildiği, anlamın bu değiş-tokuşa zincirlendiği bir yaşamdan, bizzat müşterekte olmaya özgülük kapasitesinin, yani yeteneklerini, bilgilerini, becerilerini, müziğini, şiirini, resmini kısaca hissetmesini/anlamasını (hisseden düşüncesini) müşterekte olmaya adama ve özgülük kapasitesinin paylaşıldığı iletişimsel ve ilişkisel bir yaşama geçiş. Varlığa özgü olan varoluşu, müşterekte oluşu talep eden bir ‘biz’ aşkı. Bu aşkın esiri epey insan var hala bu ülkede: çok şükür (işte buna şükredilir). Bu aşkı paylaşan böyle sayısız değerlerimiz, insanlarımız olmasaydı bugün bu coğrafyanın ne hissedişinden, ne anlamasından ne sol geleneğinden ve ne de kültüründen söz edilebilirdi. İnsan ve insanlık ötesi bir uygarlığın yaratılmakta olduğuna inanıyorum, çünkü şunu duyuyorum: başkaldırı çokluğun varolma çabasıdır (hissetmek muazzam bir zenginlik [haz] ve aynı zamanda büyük bir hüzün [acı]).

Dostlarımıza

İstisna hâlinden kaçmak için gösterinin kucağına düşmeye, çıplak şiddetten korunmak için çoktan mezara verilmiş hukuk devletine ihtiyacımız yok. Ama her şeyi cesur, mesafeli ve gerçekçi bir şekilde yeniden değerlendirmeye, (öz)eleştirel cesarete ihtiyacımız var. Devrimci mücadeleyi ilerleten şey, geçmişteki başarılara melankolik bir bağlılık ya da geleceğe duyulan pasifist bir güven değildir. Aksine. Geçmiş mücadelelerdeki hataların acımasız eleştirisi ve gelecek için yeni strateji ile taktiklerin hem teorik hem de pratik inşasıdır. İçsavaşın güçlerinin, bizim kudretimizin gerçekçi bir değerlendirilişidir. Verili siyasal alandan kopuşun ve sermayeye karşı antagonizmanın tetiklenmesi ile içsavaş cephelerini baştan başa yarabilecek bir siyasetin yaratılmasıdır. Bu yüzden liberal veya sosyal demokratların demokrasisinin, burjuva parlamenterizminin arkasından ah vah etmiyoruz.

Deleuze, Guattari ve Zapatismo: Thomas Nail ile Mülakat

Subcomandante Marcos 1983 yılında Chiapas’ın ormanlarında yerli köylüleri örgütlerken Deleuze ve Guattari de 1980 yılında Fransa’da daha yeni Bin Yayla’yı yayınlamıştı. Deleuze, Guattari ve Marcos, birbirlerini doğrudan etkilemeksizin aynı prefigüratif volkanik sürecin parçası oldular. Örneğin, Slavoj Žižek Deleuze’ün bugünün küreselleşme karşıtı Solun teorik oluşumuna giderek daha fazla hizmet etmekte olduğunu iddia eder (Bedensiz Organlar, xi). Zizek için bu kötü bir şey olsa da gözlemi doğrudur. Mevcut devrimci diziyi tanımlama iddiasında olduğum bu dört politik stratejinin arkasındaki teoriyi anlamak istiyorsak Deleuze ve Guattari’nin çalışması bakılacak en önemli yerlerden biri. Yeniden, Deleuze ve Guattari bu türden stratejileri teorikleştiren ilk kişiler değiller, ancak en çok satan üçlemesi İmparatorluk, Çokluk ve Ortak Zenginlik olan Michael Hardt ve Antonio Negri’lere kadar mevcut öncü dizisinin tek en etkilisi oldukları kuşku götürmez, Žižek’i yeniden alıntılayacak olursam: “Bin Yayla 21. yüzyılın komünist manifestosudur.”

Kıyamet Günlerinde Direniş, Eleştiri, Sanat ve Arzu

Nalan Kurunç 20 Kasım 2016 tarihinde Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde “Kıyamet/Kıyam Et”  sergisi kapsamında gerçekleşen ‘Umulmadık Topraklarda Başka Dünya Kaygısı: Sanat ve Psikanaliz’ paneli sunum metninden yola çıkarak kaleme aldığım yazıdır. Kıyamet denince aklıma inananların sorusu geliyor: Kıyamet ne zaman kopacak? Dünyevi yargılamayı önceleyen bizler açısındansa bugünleri

Post-Demokratik Otoritarizm ve Borçluluk Halleri

Nizam & Tayfun Ka Toplumsal fabrika tanımlamasını biyopolitika ve biyo-iktidar stratejileriyle ortaklaştırarak okumak gerekir. Toplumun işçileştirilmesi; sermayenin bütün iktidar stratejilerinin, “fabrika”nın alet-edevatı haline getirilmesi, biyo-iktidarın kurumsallığının üretildiği yönetme tekniklerinin yasalaştırılmasıdır. Bu tarz işleyen üretim bandının yönetme teknikleri temel bir kavramsallığın etrafında işler. “Güvenlik”… Toplumun sermayenin

“Ve belki de aşk gerçekten sadece canavarlar içindir” – Michael Hardt ile Söyleşi

Sanem Güvenç-Salgırlı & Kürşad Kızıltuğ Michael Hardt’la bu söyleşiyi Sanem Güvenç-Salgırlı ve Kürşad Kızıltuğ 21 Mayıs 2014 tarihinde Bebek Kahvesi’nde yaptılar. Soruları Sanem, Kürşat ve Nizam birlikte hazırladılar. Özge Serin Türkçe çevirisini yaptı. Biraz geç de olsa sonunda iki dilde birden yayınlayabiliyoruz. ENGLISH | PDF | KINDLE (.mobi)

Bin Yayla – Sonuç: Somut Kurallar ve Soyut Makineler

Gilles Deleuze & Félix Guattari Çeviren: Oğuz Karayemiş K: Katman, Katmanlaşma Katmanlar yeryüzünün Bedeninin yoğunlaşma fenomenidir, eş zamanlı olarak moleküler ve moler: yığınlaşma, katılaşma, tortulaşma, çökme. Bunlar Kuşaklar, Kıskaçlar ya da Eklemlerdir. Özetle ve alışkanlıkla, üç majör katman ayırt ediyoruz: fizyokimyasal, organik ve antropomorfik (ya

Kendini Kurtarma / Mario Benedetti / Çeviren: Öznur Karakaş

[Latin Amerika edebiyatinin en önemli isimlerinden Uruguay doğumlu yazar ve şair Mario Benedetti, dünyanın sürgünden nasibini almış yerlilerinden biri. Memleketinde 1973 darbesinden sonra Arjantin’i, Peru’yu, Küba’yı sonrasında İspanya’yı kateden Benedetti, sırasıyla Marcha (Yürüyüş), Numero (Sayı) dergilerinin ardından La Mañana  gazetesinin edebi sayfasının editörlüğünü yapmış, ardından

Dünya Saraylardan Başka, Mahalle Evinden Başka Görünür: Caferağa Mahalleevi Aktivistleri ile Dünyanın Yerlileri Söyleşisi

Bu söyleşi, Caferağa Mahalleevi aktivistleri ile Mahalleevi’nin tahliye edilmesi sonrasında gerçekleştirilmiştir. Gezi Olayı sonrası, işgal, mahalle ve dayanışma evleri gibi oluşumlar, Gezi’nin yarattığı politik kırılmaları ve ortak olanlara dair politik sorunsalı, kendi yerel bağlamlarına taşıyan ve yoğunlaştıran oluşumlar oldular. Forumların doğrudan demokrasi pratiklerini, Gezi Olayı’nın