Browse By

Tag Archives: bilim

(Duyarlı) Bilinç Ve Zaman: Transhümanist Ütopyaya Karşı

Transhümanizm, varoluş için hesaplamayı yanlış anlayan bir ideolojidir ve tam da bu nedenle felsefi bir aldatmacadan başka bir şey değildir. İnsanlık dışı bunamanın diğer yüzü, hesaplanamaz olanın kaba kuvvetle hesaplanmasının gölgesinde büyür. Artık, zamanın algılanmasının koşulu olan ölüm, yok oluş ve benliğin titreşimsel konumlanışı olan bilinç üzerine düşünmeye başlamalıyız.

Bilim Adına

Deneysel bilimler artık bilimsel alanın tamamını temsil etmemektedir. Aslında, ayrıcalık tanıdığı “bilişsel yapılar” son derece özgül bir “toplumsal deneyime”, laboratuvar deneyimine tekabül eder; hatta bu noktada ikisi o derece birbirine bağımlıdır ki, göreceğimiz üzere, ilişkilerinin “bilinçli ve eleştirel” bir incelemesinin içerilmesi, burada başka hiçbir yerde olmadığı kadar zordur. İşte bu nedenle Harding, onların modellerini reddetse bile, kendini Kopernikus, Galileo ve Newton’un ardılı olarak görürken, onların gerçek varislerinin (feministler ve diğer azınlıkçı hareketler gibi) bilim adına ya da laboratuvarın anlam kazandırdığı nesnellik normlarına sadık kalmak adına, “laboratuvardan dışarı” çıkmayı kabul etmeyenler olduğu yönünde ısrar eder.

“Madde hisseder, konuşur, acı çeker, arzular, özler ve anımsar”: Karen Barad ile Röportaj Bölüm 2

Failî gerçekçilik bir beyan değil: ayan beyan (manifest) olan, olacak, o hale getirilebilecek olan her şeyi verili olarak almaz. Tersine, dünyada geçerli olan etiksellik dokusunu takdir etmek, bu dokuya ilgiyi çekmek için bir çağrı, bir rica, bir provokasyon, bir nida, tutkulu bir özlemdir. Etik ve adalet benim meselemin çekirdeğindedir; ya da daha ziyade “benim” bizzat varlığımı, tüm varlığı kateder. Tekrarlarsam bana göre etik, madde sorularına eklediğimiz bir tasa değil, bizzat madde/mesele olmanın anlamının doğasıdır.

Bruno Latour’la Söyleşi

İkinci bilim savaşı hiç değilse bizi, bilimin ve teknolojinin politikadan ayrılmış olabileceği fikrinden kurtardı. Ayrı olamayacaklarını hep söylemişimdir. Bilim hiçbir zaman politik yanlılıktan muaf olmamıştır. Çok büyük olası politik sonuçları olan meseleler üstüne yansız veri üretemezsiniz. Bu, iyi bilim yapamayacağız anlamına gelmez fakat bilim insanları niyetlerini, değerlerini ve ne tür kanıtların fikirlerini değiştirmelerini sağlayacağını açık bir şekilde ifade etmeliler.

“Madde hisseder, konuşur, acı çeker, arzular, özler ve anımsar”: Karen Barad ile Röportaj Bölüm 1

benim için faillik değişen derecelerde birinin veya bir şeyin sahip olduğu bir şey değil zira bağımsız olarak var olan birey kavramını yerinden etmeye çalışıyorum. Gelgelelim bu, failliğin önemini inkâr etmek değil, tersine, fail mefhumunu ilişkisel ontolojilere uygun şekilde yeniden işlemektir. Faillik hali elle tutulamaz, kişilerin veya şeylerin mülkiyetinde değildir; faallik bir sahnelemedir [enactment], dolaşıklığı yeniden düşünme olanaklarına dair bir meseledir. Dolayısıyla, faillik, liberal hümanist anlamda seçimle ilgili değildir. Daha ziyade, bu pratiklerin işaretlediği sınırda vurgulanan şeyler ve dışarıda bırakılanlar da dahil olmak üzere, bedensel üretimin maddi-söylemsel aygıtlarını yeniden yapılandırma olanakları ve bunlara dair hesap verebilirlikle ilgilidir.

Düşmanlarımıza

Maurizio Lazzarato ve Eric Alliez İngilizce’den Çeviren: Güvencesiz Çevirmen 1. İç savaşların uyruklaştırma zamanlarında yaşıyoruz.1 “Dünya görüşleri” çağı ve bunlar arasındaki çatışmaları geri getirecek piyasa zaferi, yönetimselliğin otomasyonu ve borç ekonomisinin depolitizasyon dönemi geride kalmış değil. Yeni savaş makinelerinin inşa edilme çağına girmiş bulunmaktayız. 2.