Browse By

Tag Archives: anarşizm

Deleuze, Guattari ve Zapatismo: Thomas Nail ile Mülakat

Subcomandante Marcos 1983 yılında Chiapas’ın ormanlarında yerli köylüleri örgütlerken Deleuze ve Guattari de 1980 yılında Fransa’da daha yeni Bin Yayla’yı yayınlamıştı. Deleuze, Guattari ve Marcos, birbirlerini doğrudan etkilemeksizin aynı prefigüratif volkanik sürecin parçası oldular. Örneğin, Slavoj Žižek Deleuze’ün bugünün küreselleşme karşıtı Solun teorik oluşumuna giderek daha fazla hizmet etmekte olduğunu iddia eder (Bedensiz Organlar, xi). Zizek için bu kötü bir şey olsa da gözlemi doğrudur. Mevcut devrimci diziyi tanımlama iddiasında olduğum bu dört politik stratejinin arkasındaki teoriyi anlamak istiyorsak Deleuze ve Guattari’nin çalışması bakılacak en önemli yerlerden biri. Yeniden, Deleuze ve Guattari bu türden stratejileri teorikleştiren ilk kişiler değiller, ancak en çok satan üçlemesi İmparatorluk, Çokluk ve Ortak Zenginlik olan Michael Hardt ve Antonio Negri’lere kadar mevcut öncü dizisinin tek en etkilisi oldukları kuşku götürmez, Žižek’i yeniden alıntılayacak olursam: “Bin Yayla 21. yüzyılın komünist manifestosudur.”

Demokratik Merkeziyetçilik ve Kendiliğindenlik

Félix Guattari Çeviren: Nalan Kurunç Politik eylem meseleleriyle ‑eğilim, grup ya da örgütlenme yöntemine karşı liderleri tanımak istemeyen veya kendi kendini ifade etmek isteyen otonom gruplar meseleleri‑ klasik bakış açısıyla ilgilenmekte ısrarcı olursak kendimizi tümden çıkmazda buluruz. Çünkü hem zenginlik ve yaratıcılık kaynağı olarak hem

Ekim Devrimi’nin Yıl Dönümünde Heterodoks Bir Leninizmin Aciliyeti

Leninizmin yaşayan ve Lenin’i bizim çağdaşımız kılan yanı, onun bu ayna imgeyi aşan bir militan öznellik üretme, yani stratejinin son uğrağına verdiği aşırı değerde bulunur: Öznelliğin politik ifadesini, öznelliğe karşı döndürmek, yani onu kapitalizmden çıkış için devrimci bir stratejiye dönüştürmek. Küresel düzeyde sağın yükselişi, faşizmin yoğunlaşması gibi içine girdiğimiz dönemi belirleyen koşullarda, eğer öyle dememize izin verilirse Leninist görevimiz, sahip olduğumuz öznel kudretleri, komünizm için örgütlemeyi öğrenmektir. Bu görev, görünür toplumsal hareketlerin reformist taleplerinin ötesine nasıl geçebileceğini düşünmeyi zorunlu kılıyor: Gelmekte olan toplumsal çalkalanmaya hazırlanmak, onu önceleyen toplumsal hareketlerin sunduğu somut fenomenlerden hareketle hakiki eğilimleri saptamak ve bu eğilimleri komünizm için eklemlemek. Bizim gibi komünistler, yeryüzünde kapitalizmin kötücül egemenliğinin sonuçları olan ekolojik tahribat, incelikli sömürü biçimleri, savaşlar, ırkçılık, ataerkil tahakküm, borçlandırma, kılcal gözetim ve denetim biçimleri, heteroseksizm vs. gibi her düzeyde ortaya çıkan karmaşık sorunlarla uğraşmakla mükelleftir.

Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer