Browse By

Öznellik ve Kriz: Kapitalist Krizin Mekanizmaları

Sermaye açısından tahrip edici değişimlerin, yani öznellikte meydana gelen antagonistik dönüşümlerin birikimi, toplumsal düzeyde çatışmayı ve antagonizmayı derinleştirdikçe bir karar anı gelip çatar. Bu karar, yeni bir yapısal uyum ile sermaye döngüsünün öznelliği uyumlu bir tarzda yeniden üretmesi ile bu dönüşümlerin kapitalizmi yıkacak bir devrimler dizisine doğru tutarlı kılınması arasındadır. Bu karar anına doğru ilerlediğimizi düşünmek için birçok belirti günümüzde mevcuttur. Fakat sermayenin komutasını yıkmak istiyorsak, öncelikle gündelik yaşamdaki moleküler direnişlere hakiki konumunu vermek ve buradan başlayarak bir devrimci hareketin inşasını düşünmek zorundayız. Kapitalizmde oluşan çatlakların, tekil direnişlerin, öznellikteki moleküler dönüşümlerin kesişimlerini sağlamak nasıl mümkün olabilir? Bu ne bir ideoloji, ne bir parti, ne bir devletin ele geçirilmesi, ne de başka bir dünyanın imkânı sorunudur. Yeni bir yaşamın, halihazırda tomurcuklanmış ve tomurcuklanmakta olan bu direnişlerden itibaren burada ve şimdi yaratılması sorunudur. Gösterebildiyse, bu makalenin bütün amacı, böyle bir yaratım ve kesişim politikası için egemen bakış açılarından kurtulmamızın gerekliliğidir. Kapitalist kriz, bizim yarattığımız bir krizdir, bu krizi derinleştirmek ve devrimci bir kristalleşmeyi tetiklemek için gündelik yaşamdaki direnişlerimizi yoğunlaştırmaya, ortaklaştırmaya ve onların başkalarının yaşamlarında da dönüşümü tetikleyecek şekilde ifadesinin olanaklarını geliştirmeye ihtiyacımız var. Hic rhodus, hic salta.

Kıyamet Günlerinde Direniş, Eleştiri, Sanat ve Arzu

Nalan Kurunç 20 Kasım 2016 tarihinde Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde “Kıyamet/Kıyam Et”  sergisi kapsamında gerçekleşen ‘Umulmadık Topraklarda Başka Dünya Kaygısı: Sanat ve Psikanaliz’ paneli sunum metninden yola çıkarak kaleme aldığım yazıdır. Kıyamet denince aklıma inananların sorusu geliyor: Kıyamet ne zaman kopacak? Dünyevi yargılamayı önceleyen bizler açısındansa bugünleri

Ekonomi ve Öznelliğin Üretimi

Maurizio Lazzarato Çeviren: Ecehan Alioğlu Marx, çalışma [work] ile metalara dair bulmacanın çözümünün anahtarını, zamanın öznellikle ilişkisinde, “zamanın” bir tür “kristalleşmesi”nde gördü. Sinema, video ve dijital teknolojiler, zamanın farklı bir kristalleşmesini ortaya atar: mekanik ve termodinamik makinelerin aksine, zamanı genel olarak değil fakat algılama, duyumsama ve

Demokratik Merkeziyetçilik ve Kendiliğindenlik

Félix Guattari Çeviren: Nalan Kurunç Politik eylem meseleleriyle ‑eğilim, grup ya da örgütlenme yöntemine karşı liderleri tanımak istemeyen veya kendi kendini ifade etmek isteyen otonom gruplar meseleleri‑ klasik bakış açısıyla ilgilenmekte ısrarcı olursak kendimizi tümden çıkmazda buluruz. Çünkü hem zenginlik ve yaratıcılık kaynağı olarak hem

Düşmanlarımıza

Maurizio Lazzarato ve Eric Alliez İngilizce’den Çeviren: Güvencesiz Çevirmen 1. İç savaşların uyruklaştırma zamanlarında yaşıyoruz.1 “Dünya görüşleri” çağı ve bunlar arasındaki çatışmaları geri getirecek piyasa zaferi, yönetimselliğin otomasyonu ve borç ekonomisinin depolitizasyon dönemi geride kalmış değil. Yeni savaş makinelerinin inşa edilme çağına girmiş bulunmaktayız. 2.

Ekim Devrimi’nin Yıl Dönümünde Heterodoks Bir Leninizmin Aciliyeti

Leninizmin yaşayan ve Lenin’i bizim çağdaşımız kılan yanı, onun bu ayna imgeyi aşan bir militan öznellik üretme, yani stratejinin son uğrağına verdiği aşırı değerde bulunur: Öznelliğin politik ifadesini, öznelliğe karşı döndürmek, yani onu kapitalizmden çıkış için devrimci bir stratejiye dönüştürmek. Küresel düzeyde sağın yükselişi, faşizmin yoğunlaşması gibi içine girdiğimiz dönemi belirleyen koşullarda, eğer öyle dememize izin verilirse Leninist görevimiz, sahip olduğumuz öznel kudretleri, komünizm için örgütlemeyi öğrenmektir. Bu görev, görünür toplumsal hareketlerin reformist taleplerinin ötesine nasıl geçebileceğini düşünmeyi zorunlu kılıyor: Gelmekte olan toplumsal çalkalanmaya hazırlanmak, onu önceleyen toplumsal hareketlerin sunduğu somut fenomenlerden hareketle hakiki eğilimleri saptamak ve bu eğilimleri komünizm için eklemlemek. Bizim gibi komünistler, yeryüzünde kapitalizmin kötücül egemenliğinin sonuçları olan ekolojik tahribat, incelikli sömürü biçimleri, savaşlar, ırkçılık, ataerkil tahakküm, borçlandırma, kılcal gözetim ve denetim biçimleri, heteroseksizm vs. gibi her düzeyde ortaya çıkan karmaşık sorunlarla uğraşmakla mükelleftir.

Telekomünist Manifesto: P2P Komünizm

Web 2.0 maddi olmayan emeği ücretlendirmeksizin işe koşan, bu sayede şirketlere milyar dolarlar kazandıran şeytani bir çitleme düzeneğidir. Kapitalist işe koşma, siber‑ağ üzerinde en büyük düşünü, ütopyasını gerçekleştirmiştir: -neredeyse- sıfır maliyetle, sonsuz artı‑değer üretimi. World Wide Web [dünya çapında ağ] üzerindeki sosyal medya ve içerik sağlayıcılarına bağlı olduğumuz her seferinde, içerik girdiğimizde hatta salt konum bilgileri, kişisel bilgiler vs. paylaştığımızda, sadece istihbarat örgütlerinin kötücül gözüne açık hâle gelmekle kalmıyoruz; aynı zamanda ücretsiz işçiler, anketörler, istatistikçiler hâline de geliyor ve şirketlerin kârlarına kâr katıyoruz.

Kognitaryanın* Özneleşmesi

Franco ‘Bifo’ Berardi Çeviren: Nalan Kurunç Son yıllar çağdaş özneleştirmenin yeni bir tekno-sosyal yapısına tanıklık etti. Ben de içinde bulunduğumuz çağda otonom ve kolektif bir öz-belirleme sürecinin mümkün olup olmadığını sormak istiyorum. 1990’larda İtalyan post-operaist düşüncesiyle (Paolo Virno, Maurizio Lazzarato, Christian Marazzi) ilişkilendirilen “genel zekâ”

Perdesiz Mimari; Gözden Irak Hapishaneler

Nizam “İnsanlar kapalı ortamlara tıkılır, o ortamlarda kendi aralarında bir uyum içinde mekanın düzenine uygun, belirli zaman dilimlerinde çalışırlar, çalışırlar, çalışırlar. Amaç mı? Daha üretken, daha yapıcı bir toplum elbette. Mesela bir devlet memuru -genelde- sabah erkenden uyanır, işe doğru yola çıkar, ofisine geçer ve

Pasolini Tottenham’da

Franco ‘Bifo’ Berardi Çeviren: Nalan Kurunç Pasolini daha önce Britanya’yı ziyaret etmiş midir bilmiyorum. Belki evet, belki hayır. Gerçekten ilgilenmiyorum. Ben daha çok Totthenham’daki Pasolini’den söz etmek istiyorum. 2011 yılının Ağustos ayında İngiliz banliyölerindeki lümpen proleterlerin şiddetli isyanının bakış açısından, on dokuzuncu yüzyıl ortalarında Romalı

Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer