“Özel Mülkiyet ile Devlet Arasında Nefes Alabilmek”: Burgazada Kolektifi ile Söyleşi

Browse By

Print Friendly, PDF & Email

Omêdya Tıja Sodır

Kapitalist mülkiyet cumhuriyetinin doğayı, kentleri ve insanı sömürmeyi, yani her tür “ortak olanı” temellük etmeyi menziline koymuş işleyişine karşı, son yıllarda küresel düzeyde oluşan bir dizi kolektif direniş giderek artan bir şekilde bu menzilin ötesine geçmeye çalışıyor. Bu mülksüzleştirme ve yabancılaşmaya karşı oluşan kolektiflerden bir tanesi de “Burgazada Kolektifi.” Ada’da yaşayan bir grup gönüllünün bir araya gelmesi ile oluşan Burgazada Kolektifi de kendi yaşam alanlarına yönelik oluşan mevcut kapitalist tehdidin ötesinde bir alternatif oluşturmayı esas alıyor.     

Gezi Olayı’nın Türkiye metropolünün merkezinde bütün şiddeti ile ortaya koyduğu, ortak olanların çitlenmesinin neoliberal tarzının, yani çağdaş kapitalist özel mülkiyetin sorunsallaştırılması, kendine Greif’ten, işgalevlerine, Kozova’dan Burgazada’ya kadar yeni yeni oluşan üretim kooperatif ve kolektiflerine doğru yeni kanallar açıyor.

Türkiye açısından baktığımızda bu gelişmeler yeni ve emekleme evresinde sayılabilir. Karşılaştığımız sorunlar, onlara çözüm üretebilme noktasında eksikliklerimizi ve buna bağlı olarak zorlukları da görünür kılıyor. Yine de Marx’ın dediği gibi, insanlık önüne yalnızca çözebileceği sorunları koyar. Burada önemli olan Gezi ve Rojava Devrimi deneyimlerinden bu yana, bu sorunların giderek daha açık, daha yakıcı ve daha yaratıcı cevapların kışkırtıcı bir şekilde sorulur hale gelmesidir. Küresel düzeyde, komünizmin, özel mülkiyeti aşmış bir topluma dair mutlak bir cevaptan ziyade; kendisinin bizzat özel mülkiyeti sorunsallaştıracak bir ortaklığın inşası pratiği olduğunu hatırlatacak yeni bir mücadele döngüsüne giriyoruz/girdik.[1] Şu an Türkiye’de önümüzdeki en önemli görevlerden biri, gelmekte olan mücadele dalgasının nüvelerini duyulur hale getirmek ve bu hareketlerin açtığı yeni mücadele sahasının düşünülmesini mümkün kılacak ortak kavramların ve fikirlerin geliştirilmesini sağlamaktır. Bu söyleşinin böyle bir girişimin naçizane bir parçası olmasını arzu ediyoruz.

Dünyanın Yerlileri

 

Kapitalizmin Altını Oymak: Burgazada Kolektifi          

Kolektif üyelerinden İpek Oskay, ada hayatının insanlarda oluşturduğu algıdan kaynaklı pek çok sorun yaşadıklarını belirterek, buranın aynı zamanda bir mahalle olduğunun altını çiziyor. Sermayenin, adaları uzun zamandan beri kentsel rant için “turistik alanlar” haline getirme ve soylulaştırma çabası bu sorunların başında geliyor. Bu durumdan ötürü adada ulaşım, sağlık, beslenme gibi sorunların kaybolmaya yüz tutan mahalle kültürü ile birlikte daha da görünür hale geldiğini belirtiyor. İpek, “Ulaşım hattının düzgün olmamasından, sağlık sisteminin burada işletilmiyor oluşundan, doktor eksikliğinden, ısınmaya kadar pek çok sorunu bizler de birbirimize omuz vererek çözmeye çalışıyoruz. Bunun üzerinden de ciddi bir dayanışma ve dostluk ağı kurduk. Birlikte bahçeler yapıyoruz, yiyeceklerimizi bölüşüyoruz, akşamları odunumuzu birlikte topluyoruz ve aslında bizler bu kolektif ile beraber bunun bir ismini koyduk. Bir yandan da bunu görünür kılmak, buralara kök salma isteğimiz için somut bir adım attık” diyor.

İpek kendi kolektiflerinin oluşum sürecini şöyle ifade ediyor: “Kentsel dönüşümle birlikte adalar daha ticari, daha turistik bir mekân haline getirilmeye çalışılıyor. Pek çok insan burayı sadece turistik bir alan olarak görmekte, fakat bununla beraber, bizim gibi burada yaşayan ada insanlarının nefes alması da giderek zorlaşmakta.” Kolektif fikrinin bu temelde ortaya çıktığını belirten İpek, “Aslında bir kooperatif kurmak istedik ama küçük başlayalım ve neler yapabileceğimizi, başarabileceğimizi ilk etapta görelim istedik. Kolektif ile birlikte bizler ayrıca ‘burası bir mahalle ve biz buradayız’ da demek istiyoruz. Bunun yolu nedir diye düşünürken böyle bir fikir ortaya çıktı. Ne yapabiliriz diye düşündük ve önce pazarda tezgâh açalım dedik. Ama ne satacağız, bizler ne üretiyoruz? Bizler bir yandan adanın otlarını topluyoruz, bir yandan ekmek üretiyoruz. Ayrıca var olan diğer kolektiflerle temas halinde, onların ve bizim üretimlerimizi ortaklaştırarak ekonomik vs. geri dönüşümünü sağlamayı düşünüyoruz. Kuşkonmazından, lavantasına, turp otundan yabani marula kadar, tüm bu bitkilerin bilgisine sahibiz ve bunları paylaşalım istedik.”

İpek, kolektifi kurmalarıyla birlikte Türkiye’nin pek çok yerinde benzer şekilde ekolojik üretim yapan kişilerle temasa geçtiklerini ve ürün paylaşımında bulunduklarını belirtiyor; “Dersim’den Antakya’ya, Ege sahilinden İç Anadolu’ya bizim gibi düşünen pek çok dosta da temas ettik. Kendi bahçelerimiz zaten vardı, bu bahçeleri de birleştirdik ve bir miktar ilerledikten sonra da kendi kovanlarımızı kurabilir, üretimlerimizi başkalarına da sunabiliriz diye düşündük. Derdimiz dışarıdan getirmek değil aslında, burada üretmek ve tezgâha koymaktı” sözleriyle belirtiyor.

Kolektifin hali hazırda kendi yaptıkları fırın ile adada ekmek üretimi yaptığını belirten İpek, fırının oluşum sürecinde büyük bir emek ve dayanışmanın sergilendiğini belirtti. İpek, “Kolektife ilişkin fikirler tartışılırken bir arkadaşımız ekmek yapıyordu, o zaman ekmek yapalım dedik. Ama büyük fırın yoktu ve işe fırın yapmakla ve el birliği ile başka neler yapabileceğimizi görerek başlayalım istedik. Kışın ortasında adadan boş tuğlaları toplamaya başladık. Çimentosu, harcı, hepsini el birliği, geniş bir dayanışma ağı ile bu fırını oluşturduk. Beyoğlu’ndaki barlardan içki şişeleri topladık ve onları kırarak üstüne kaya tuzu ekleyip fırının izolasyonuna kadar her şeyi dayanışma ile yaptık.”

 

Yeniden Geri Kazanılan Ortaklık: Birlikte Nefes Almak

Burgazada Kolektifi gibi, son dönemde açığa çıkan kolektifler/kooperatifler ve işgalevleri, fabrika işgalleri gibi mücadeleler, Türkiye’deki muhalif politikayı kat eden bir dizi ikilik konusunda (önderlik/kitle, devrim/reform, ekonomik mücadele/politik mücadele, hak mücadelesi/devrimci mücadele, kendiliğindenlik/örgütlülük, kimlik mücadelesi/sınıf mücadelesi, yerellik/evrensellik vs.) çoğunlukla kayıtsız davranıyor. Buna karşın bu hareketler, bu kötü ikiliklerin işlemediği yeni bir düzeyde kendi özgül ve kolektif mücadelesini oluşturmayı deniyor. Yani bu ikiliklerin eleştirisinin de ötesine geçiyor, orada takılıp kalmıyor.           Yaşamın tamamını birlikte üretmeye/örgütlemeye yöneliyor.

Burgazada ve benzer kolektif oluşumların avantajlarına ilişkin İpek şunları ekliyor, “Taşıma kooperatifinden, üretim, kültür kooperatifine kadar hepsi kendine yeterliliği oluşturma, bir yandan da devletin yaptığınızı beğenmediğinde ve engellemek istediğinde de, size hareket ve yeterlilik imkânı sağlıyor. Yani özel mülk ile bütün eylem inisiyatifinizi teslim ettiğiniz bir devlet aygıtı arasında size bir ara alan, nefes alanı, istediğinizi savunma ve var olabilme alanı açıyor. Aynı zamanda ufak da kalıyor çünkü kalkınma büyüme gibi bir derdiniz yok. Bizim amacımız bu adanın kuru otlarının yettiği kadar ekmek üretip tüketmemiz. İnisiyatif alarak hayatınızı idame ettirecek kadar, doğa talanı yapmadan üretebileceğiniz bir hayata teması sağlıyor.”

Kolektifin bir diğer gönüllüsü Mehmet de bu tarz bir oluşumun insanlara temas etme noktasında daha hızlı ve daha somut hareket alanı oluşturduğunun altını çiziyor. Mehmet Cuma günleri pazara sundukları ürünlere ilişkin, “Bizler adada birlikte yaşıyoruz ve bir araya gelip sohbet ettiğimizde bazı ortak sorunlardan rahatsız olduğumuzu fark ettik. Bunun üzerine neden yaşadığımız yerde bu sorunlara birlikte çözüm aramıyoruz diyerek bir araya geldik. Burada yaşıyorsak en azından nasıl yaşayacağımız noktasında hep birlikte söz sahibi olmamız gerektiğini düşündük. Pazara tezgâh açmanın ana teması ürün satmaktan ziyade insanlara temas edebilmek aslında. İnsanlara nasıl temas edilebilir diye düşündük ve sonuç olarak pazarda tezgâh açmakta karar kıldık. Zira herkes pazara geliyor ve orada insanlara daha rahat dert anlatabiliyorsunuz. Bunun yanı sıra bizim gibi kolektiflerin ve kooperatiflerin üretmiş oldukları ürünleri destekleyelim, insanlar marketten almak yerine, organik ürünler temin edebilsin, küçük üreticiye de kolektif kooperatiflerden ürünler getirmek, üretimde yeni kanallar açabilelim diye çabalıyoruz” diyor.

Burgazada Kolektifi’nin güncel işleyişine de değinen Mehmet Deniz, ” Bu alanlarda yapılan işin karşılıksız, kolektif düşünce ile daha çabuk ve daha dolaysız ortaya çıktığını görebiliyorsun. Kolektifin ana fikri kendi yaşadığımız alandaki ilişkileri var olan meta ilişkilerinin dışına çıkarmak, ve başka bir ilişki yaratmak … Biz tam da bu amaçla kolektifi kurduk” ifadesine yer verdi.

Burgazada Kolektifi Perşembe günleri yaptıkları ekmekleri ve Türkiye’nin pek çok yerinden gelen ürünleri Cuma günleri Burgazada’da semt pazarına sunarken, çok yakında da Çarşamba günleri Heybeliada’da pazara sunmayı planlıyorlar.

Burgazada Kolektif’inde de görüldüğü üzere, kolektif/kooperatif tarzı hareketler, kendi tekillikleri içerisinde, karşılaştıkları özgül sorunlara (borçlar, işsizlik, esnek çalışma gibi sınıflaştırıcı mekanizmalar, cinsiyetlendirmeye dair sorunlar, sömürgecilikten kaynaklı ayrımlar vs.) güçlü ve bütün kısmiliği içerisinde evrensel cevaplar (üretimin patronsuzlaştırılması; yaşamın ortaklaştırılması; cinsiyete dayalı işbölümünün her düzeyde reddi; sömürgeciliği işleten bir dizi ayrımın altüst edilmesi vs.) üretmeyi deniyor.

Kapitalizmin yaşadığımız alanlarla başlayan, fikirlerimizin talanına kadar giderek artan bu mülksüzleştirme hareketi ile kendimize ve doğaya giderek yabancılaşıyoruz. Bu yabancılaşmadan şüphesiz büyük bir özgürleşme arzusu ile çıkmanın politikasını yapabiliriz. Kendimize olduğu kadar, herkese ve doğaya da aynı derecede özgürlük istemek, birlikte komünal bir yaşamı paylaşarak çoğaltmak artık basitçe bir ütopya değil, aksine güncel, yakıcı bir ihtiyaç ve gerçek bir olasılık. Tam da burada küçük sanılan her türlü fikrin ortak bir zeminde, beraberce nasıl geliştirilip, güzele, ortaklığın inşasına evrileceğinin en somut örneği de oluşan ve giderek yayılan komünal alanlar ve deneyimler gibi duruyor.


[1] Küresel mücadelelerin/isyanın ortak noktalarına dair Revel ve Negri’nin analizi için bknz: http://www.dunyaninyerlileri.com/isyanda-ortak-olan-judith-revel-toni-negri-ceviren-kursad-kiziltug/

11327794_1588653108084135_1776935329_n11335846_1588653111417468_165029631_n11348763_1588653118084134_1346454464_n11217815_674566179314462_5051549215430680619_n

 

One thought on ““Özel Mülkiyet ile Devlet Arasında Nefes Alabilmek”: Burgazada Kolektifi ile Söyleşi”

  1. Pingback: Burgazada Kolektifi ile Söyleşi |
  2. Trackback: Burgazada Kolektifi ile Söyleşi |

Comments are closed.

Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer