Browse By

Category Archives: Politik Teori

Ortak Dil

Arabasının, yatının, katının, ününün, ünvanının, şöhretinin, kibrinin, bilgi-uzmanlığının, parfümünün, makyajının, bedeninin değiş tokuş edildiği, anlamın bu değiş-tokuşa zincirlendiği bir yaşamdan, bizzat müşterekte olmaya özgülük kapasitesinin, yani yeteneklerini, bilgilerini, becerilerini, müziğini, şiirini, resmini kısaca hissetmesini/anlamasını (hisseden düşüncesini) müşterekte olmaya adama ve özgülük kapasitesinin paylaşıldığı iletişimsel ve ilişkisel bir yaşama geçiş. Varlığa özgü olan varoluşu, müşterekte oluşu talep eden bir ‘biz’ aşkı. Bu aşkın esiri epey insan var hala bu ülkede: çok şükür (işte buna şükredilir). Bu aşkı paylaşan böyle sayısız değerlerimiz, insanlarımız olmasaydı bugün bu coğrafyanın ne hissedişinden, ne anlamasından ne sol geleneğinden ve ne de kültüründen söz edilebilirdi. İnsan ve insanlık ötesi bir uygarlığın yaratılmakta olduğuna inanıyorum, çünkü şunu duyuyorum: başkaldırı çokluğun varolma çabasıdır (hissetmek muazzam bir zenginlik [haz] ve aynı zamanda büyük bir hüzün [acı]).

Öznellik ve Kriz: Kapitalist Krizin Mekanizmaları

Sermaye açısından tahrip edici değişimlerin, yani öznellikte meydana gelen antagonistik dönüşümlerin birikimi, toplumsal düzeyde çatışmayı ve antagonizmayı derinleştirdikçe bir karar anı gelip çatar. Bu karar, yeni bir yapısal uyum ile sermaye döngüsünün öznelliği uyumlu bir tarzda yeniden üretmesi ile bu dönüşümlerin kapitalizmi yıkacak bir devrimler dizisine doğru tutarlı kılınması arasındadır. Bu karar anına doğru ilerlediğimizi düşünmek için birçok belirti günümüzde mevcuttur. Fakat sermayenin komutasını yıkmak istiyorsak, öncelikle gündelik yaşamdaki moleküler direnişlere hakiki konumunu vermek ve buradan başlayarak bir devrimci hareketin inşasını düşünmek zorundayız. Kapitalizmde oluşan çatlakların, tekil direnişlerin, öznellikteki moleküler dönüşümlerin kesişimlerini sağlamak nasıl mümkün olabilir? Bu ne bir ideoloji, ne bir parti, ne bir devletin ele geçirilmesi, ne de başka bir dünyanın imkânı sorunudur. Yeni bir yaşamın, halihazırda tomurcuklanmış ve tomurcuklanmakta olan bu direnişlerden itibaren burada ve şimdi yaratılması sorunudur. Gösterebildiyse, bu makalenin bütün amacı, böyle bir yaratım ve kesişim politikası için egemen bakış açılarından kurtulmamızın gerekliliğidir. Kapitalist kriz, bizim yarattığımız bir krizdir, bu krizi derinleştirmek ve devrimci bir kristalleşmeyi tetiklemek için gündelik yaşamdaki direnişlerimizi yoğunlaştırmaya, ortaklaştırmaya ve onların başkalarının yaşamlarında da dönüşümü tetikleyecek şekilde ifadesinin olanaklarını geliştirmeye ihtiyacımız var. Hic rhodus, hic salta.

Ekim Devrimi’nin Yıl Dönümünde Heterodoks Bir Leninizmin Aciliyeti

Leninizmin yaşayan ve Lenin’i bizim çağdaşımız kılan yanı, onun bu ayna imgeyi aşan bir militan öznellik üretme, yani stratejinin son uğrağına verdiği aşırı değerde bulunur: Öznelliğin politik ifadesini, öznelliğe karşı döndürmek, yani onu kapitalizmden çıkış için devrimci bir stratejiye dönüştürmek. Küresel düzeyde sağın yükselişi, faşizmin yoğunlaşması gibi içine girdiğimiz dönemi belirleyen koşullarda, eğer öyle dememize izin verilirse Leninist görevimiz, sahip olduğumuz öznel kudretleri, komünizm için örgütlemeyi öğrenmektir. Bu görev, görünür toplumsal hareketlerin reformist taleplerinin ötesine nasıl geçebileceğini düşünmeyi zorunlu kılıyor: Gelmekte olan toplumsal çalkalanmaya hazırlanmak, onu önceleyen toplumsal hareketlerin sunduğu somut fenomenlerden hareketle hakiki eğilimleri saptamak ve bu eğilimleri komünizm için eklemlemek. Bizim gibi komünistler, yeryüzünde kapitalizmin kötücül egemenliğinin sonuçları olan ekolojik tahribat, incelikli sömürü biçimleri, savaşlar, ırkçılık, ataerkil tahakküm, borçlandırma, kılcal gözetim ve denetim biçimleri, heteroseksizm vs. gibi her düzeyde ortaya çıkan karmaşık sorunlarla uğraşmakla mükelleftir.

Akademi ve İktidar: Proleterleştirme, Sömürgeleştirme, Cinsiyetlendirme

Oğuz Karayemiş Bu yazı, akademi ve iktidar oluşumlarının ilişkisine dair sorunsallaştırmaya bir katkı olarak düşünülmüştür. Devamında gelen analiz çabasının göstermeye çalışacağı gibi, akademi ve akademik üretim ile kapitalizm, sömürgecilik, ataerki arasındaki ilişkiler fazlasıyla klasik şablonlarla ele alınmakta ve sorunsallaştırıcı olmaktan ziyade şablonların uygulanmasına dayanmaktadır. Akademideki

Sömürgedeki Mücadeleyi Metropole Taşımak

Oğuz Karayemiş Çağdaş iktidar teknolojilerindeki ve çizgilerindeki dönüşüm, sömürgeciliğin tarzını da derinden etkiledi. Şüphesiz, bu dönüşümün temel olarak, sömürgesizleştirme mücadelelerinin de dâhil olduğu bir dizi karmaşık, iç içe geçmiş özgürleşmeci mücadelenin sonucu olduğu düşünülürse, sömürgeci iktidar oluşumlarının tepkisel dönüşümünün, çağdaş iktidar oluşumlarının diğer parçalarındaki (ataerkil,

Post-Anarşizmin Sırt Çantasındaki Deleuze

Ramazan Kaya “Anarşi ve birlik tek ve aynı şeydir, Bir’in birliği değil, kendinin yalnızca çokluk olduğunu söyleyen daha tuhaf bir birlik.”                                                

Kaçış Mekânları / Tayfun Ka

Hayatlarımıza neresinden bakarsak bakalım kuşatılmış durumdayız. Ölmeye yakın bir yaşta emekli olabilmek ya da sadece hayatlarımızı idame ettirebilmek adına bütün günümüzü ve enerjimizi fabrikalarda, adına ofis dediğimiz modern hapishanelerde, kafe ve barlarda geçiriyor, kısacası bütün bir hayatı çalışarak tüketiyoruz. Çalıştığımız ölçüde hiçbir özerkliğimiz kalmıyor. Boş

Türler Arası Eşitlik İçin: Duygulanım[1] Ortaklığı ve Vegan Hareket

Nizam “Günlerden herhangi bir gün…8 milyardan fazla hayvanın öldürüleceği bir gün. Sonsuz sayıda hayvanın yanarak, elektrik verilerek, dövülerek, hareket etmelerine izin bile verilmediği bölmelerde sıkışarak, işkence görerek, sömürülerek ve köleleştirilerek acı çekeceği bir gün. Bir mezbahadan içeri adım atın ve dehşeti kendi gözlerinizle görün. Ya

Politik Olanın Hukukileşmesine Karşı Yeniden Keşfedilen Politika

Oğuz Karayemiş Türkiye’nin son 30 yılı göz önüne alındığında, özellikle artarak artan bir şekilde hukuki dilin ve perspektifin politik alanı ele geçirdiği; hukuki bir dilin, iddianamelerin, savunmaların ve aklanmaların bir dilinin politik eylem sahasına sızdığı; ama çok daha önemlisi hukuki olan yolların ötesinde bir politika

Hayat, İsyanın içinden başka, dışından başka yaşanır / Nizam

Kendi fikriyatını ezeli-ebedi bir kök/töz üzerinden kuran bütün politik, felsefi külliyat sabit, sonsuz bir özne fikrinden hareketle kurar düşünce mimarilerini. (Spinoza’da da sonsuzluk fikri vardır; lakin bu tözün/bedenin /öznenin sonsuzluğu değil, yapma/etme kudretimizin sonsuzluğudur. Neye muktedir olduğumuz meselesindeki, virtüel (1) olanın sonsuzluğudur.) Özne, dünyayı kendi

Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer