Browse By

Category Archives: Müdahale/Analiz

Yapay Zeka, Robotlar ve Sınıf Mücadelesi

Gezegen düzeyinde yaşadığımız döneme damgası vuran eğilim sözleşmeci kapitalizmin sonudur, öyle veya böyle. Sonuç olarak, iş sözleşmesinin karşılıklılığından, finansal şiddetin tek yanlılığına geçtik ve geçiyoruz. Ve bu, ortak olana (the commons) el koyma üzerinden yürüyen bir süreç. Buna genel anlamda yeni bir ekolojik yağma diyebiliriz. Göstergelerin, teknik makineler kadar toplumsal makinelerin, estetik ürünlerin, imgelerin, dilin vs. de ekolojinin bir parçası olduğunu kabul etmek kaydıyla. Bu yüzden şu anda en önemlisi, sosyalin üreticisi olan yeni proletarya öznelliğinin fenomenolojisini yapmak ve özel mülkiyet, emek, para, değer vs. açısından yarattığı krizi analiz etmektir. Bu da Marx’ın kendi kavramlarının ötesine geçen, ama yine de Marksist olan yeni kavramlara başvurmayı gerektirir. İyiden iyiye tökezleyen kurumsal sol strateji ve taktiklerin ötesine geçen yeni strateji ve taktikler, böyle bir fenomenolojiden çıkacaktır.

Bizi Say’mayınız : Saygı versus Komünal Etik

Nizam “Gücün her türlü kutsal yüzü, insanların kendi kolektif kurtuluşlarını kendi işleri olarak görüp bunun sorumluluğunu tam olarak alamamalarının ifadesidir.” Spinoza (TTP: XVI–281) “Saygı duyacaksınız ULAN!” diye bir ses duyuldu önce Füruzağa’da. “Ramazan’da içki içmeyeceksiniz” diyordu “Hepinizin anasını… ” diyordu o ses. Öncesinde de Alperen

Perdesiz Mimari; Gözden Irak Hapishaneler

Nizam “İnsanlar kapalı ortamlara tıkılır, o ortamlarda kendi aralarında bir uyum içinde mekanın düzenine uygun, belirli zaman dilimlerinde çalışırlar, çalışırlar, çalışırlar. Amaç mı? Daha üretken, daha yapıcı bir toplum elbette. Mesela bir devlet memuru -genelde- sabah erkenden uyanır, işe doğru yola çıkar, ofisine geçer ve

Akademi ve İktidar: Proleterleştirme, Sömürgeleştirme, Cinsiyetlendirme

Oğuz Karayemiş Bu yazı, akademi ve iktidar oluşumlarının ilişkisine dair sorunsallaştırmaya bir katkı olarak düşünülmüştür. Devamında gelen analiz çabasının göstermeye çalışacağı gibi, akademi ve akademik üretim ile kapitalizm, sömürgecilik, ataerki arasındaki ilişkiler fazlasıyla klasik şablonlarla ele alınmakta ve sorunsallaştırıcı olmaktan ziyade şablonların uygulanmasına dayanmaktadır. Akademideki

Post-Demokratik Otoritarizm ve Borçluluk Halleri

Nizam & Tayfun Ka Toplumsal fabrika tanımlamasını biyopolitika ve biyo-iktidar stratejileriyle ortaklaştırarak okumak gerekir. Toplumun işçileştirilmesi; sermayenin bütün iktidar stratejilerinin, “fabrika”nın alet-edevatı haline getirilmesi, biyo-iktidarın kurumsallığının üretildiği yönetme tekniklerinin yasalaştırılmasıdır. Bu tarz işleyen üretim bandının yönetme teknikleri temel bir kavramsallığın etrafında işler. “Güvenlik”… Toplumun sermayenin

Barışı Hayal Etmek Hâlâ Mümkün mü?

Ramazan Kaya  “Yolu mezarlıklardan geçmeyen bir barışı özleyen bizim gibi milyonlarca, milyarlarca insan var. Sorun işte şurada: Kurbanların ve ölülerin bedelini yüklenmedikleri bir barış nasıl sağlanabilir?” Zazi Sadou   Adorno’nun da anımsattığı bir paragrafta Péguy, modern dünyada ölümün haysiyetini yitirmesinden söz eder: “Modern dünya, belki

Sömürgedeki Mücadeleyi Metropole Taşımak

Oğuz Karayemiş Çağdaş iktidar teknolojilerindeki ve çizgilerindeki dönüşüm, sömürgeciliğin tarzını da derinden etkiledi. Şüphesiz, bu dönüşümün temel olarak, sömürgesizleştirme mücadelelerinin de dâhil olduğu bir dizi karmaşık, iç içe geçmiş özgürleşmeci mücadelenin sonucu olduğu düşünülürse, sömürgeci iktidar oluşumlarının tepkisel dönüşümünün, çağdaş iktidar oluşumlarının diğer parçalarındaki (ataerkil,

Derinleşmekte Olan Kriz: Kopuş veya Restorasyon

Oğuz Karayemiş Türkiye’nin toplumsallığını üreten sömürgecileştirici ve elitist mekanizmalardan en önde geleni olan yüzde on seçim barajının yıkımına tanık olalı, aşağı yukarı üç hafta geçti. HDP’nin barajı geçmesi, Türkiye’de ertelenmekte olan krizi derinleştiren bir hamle oldu. Bu yazıda, karşı karşıya olduğumuz bu kritik “durum” devrimci

Oy Kullanmak Politik Bir Eylemdir / Kürşad Kızıltuğ

Türkiye’deki sistem karşıtı hareketlerin siyasal iktidarları ve sermaye birikim politikalarını frenleyebilecek bir karşı güç oluşturmasını ve hakim millet tasavvuruyla asimile edilemeyen Kürtlerin ve sisteme entegre edilmeye çalışılan ancak her zaman dışlamaya maruz bırakılan Alevilerin ülke yönetiminde kendi adlarına söz sahibi olmasını engellemekte, devletin süreklilik gösteren

İç Savaşın Mevcut Durumunda Faşizm ve Özgürleşme Sorunu

Oğuz Karayemiş Kapitalist toplumsallığın Türkiye’deki somut çizgileri, onun iç savaşın görünür veya görünmez çizgileri boyunca hareket ettiği, bu iç savaş cepheleri tarafından kurulduğu gerçeğini bir kez daha göz önüne sürmektedir. Kapitalist toplumsallık daimi bir iç savaş organizasyonudur. İktidar/direniş ilişkileri denen şey, mücadele, hiçbir zaman sabit

Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer