Browse By

All posts by Evren o. Yurttaş

Gezi’nin Beşinci Yılında Kapitalist Devlet Teorisi İçin Serbest Vezin Bir Prolegomena

Bu anlamda, devlet teorisi kapitalist devletin ve kolektif donanımların icra biçimlerine, nasıl işlediğine odaklanmalıdır. Tecelli etmeyen bir demokrasinin yarattığı melankolik yenilgi hissini dağıtmak için, bu hissin kendisinden doğduğu mücadelenin yenilgisinin gerçek nedenleri anlaşılmalıdır. Ancak bu şartla otoöğrenim ve kolektif analitik çalışma, bir siyasal terapi olabilir ve belki de yeni bir devrimci atılımın tetikleyicisi olacak kurumları, yani her türden kolektif fail-tertibatı yaratabilir. Nihayetinde düşmanın suretini tanıma olarak devlet teorisini inşa etme girişimi, çarpık bir imgede kapsanmış kendi gündelik yaşam pratiklerimizin, kendi mücadelemizin ve kudretsizliğimizin analizinden başka bir şey olmayacaktır.

(Sol) Liberalizmin Zayıf Düşüncesinin Karşısında Kritik Bir Panorama

Mevcut krizin makro-ekonomik göstergeler ürettiği aşikâr, reel ücretlerdeki düşüşler, işsizlikteki tırmanış, kur oranlarındaki TL aleyhine artış vb… Bu durum Haziran’daki seçimin ardından sadece makro-ekonomik değil, aynı zamanda makro-politik olarak da ayyuka çıkan bir krizin içinden geçeceğimizi gösteriyor. Fakat şimdiden AKP isimli ikbal şebekesinin kredi ve yardım aracılığıyla özneleştirdiği tüm sektörlerdeki öznelliğin derin bir krizden geçtiğini söylemeliyiz. Reel-politikada “taban” olarak işaret edilen bu öznellik ile bu öznelliği üreten borçlanma-ikbal alanı çatırdamaktadır. Bu çatırdamanın yaratacağı kırılma ve kopuşun hangi yöne (faşizm yahut devrim) yöneleceği ise belirsizdir. Kapitalist devlet savaş erkini bu kırılmaya hazırlarken, yapmamız gereken şey, bu krizin gerçek insanların gerçek mücadelelerin birikimli bir sonucu olduğu gerçeğinden hareket ederek devrimci çıkış için yeni yollar düşünmek ve eyleme geçmek.

Yapay Zeka, Robotlar ve Sınıf Mücadelesi

Gezegen düzeyinde yaşadığımız döneme damgası vuran eğilim sözleşmeci kapitalizmin sonudur, öyle veya böyle. Sonuç olarak, iş sözleşmesinin karşılıklılığından, finansal şiddetin tek yanlılığına geçtik ve geçiyoruz. Ve bu, ortak olana (the commons) el koyma üzerinden yürüyen bir süreç. Buna genel anlamda yeni bir ekolojik yağma diyebiliriz. Göstergelerin, teknik makineler kadar toplumsal makinelerin, estetik ürünlerin, imgelerin, dilin vs. de ekolojinin bir parçası olduğunu kabul etmek kaydıyla. Bu yüzden şu anda en önemlisi, sosyalin üreticisi olan yeni proletarya öznelliğinin fenomenolojisini yapmak ve özel mülkiyet, emek, para, değer vs. açısından yarattığı krizi analiz etmektir. Bu da Marx’ın kendi kavramlarının ötesine geçen, ama yine de Marksist olan yeni kavramlara başvurmayı gerektirir. İyiden iyiye tökezleyen kurumsal sol strateji ve taktiklerin ötesine geçen yeni strateji ve taktikler, böyle bir fenomenolojiden çıkacaktır.

Deleuze ve Guattari’nin Eserine Yaklaşmak İçin Üç Siyasal Formül

Deleuze ile Guattari’nin eseri bize, yirmi birinci yüzyılın tarihsel materyalizmini vermektedir. Bu materyalizm çok katlı yapısı, farklı alanları eklemlemesi ama en önemlisi, devrimci çalışma konusunda yorulmak bilmez ve yaratıcı enerjisiyle en çok militanlar, kendilerini kilisevari metin okumalarının ve aforozların içinde kaybeden değil, kendi zamanlarının mücadelelerine, kendi devrimci-oluşlarına kendilerini veren ve öngörülemez devrimci olayı, kapitalizmi yıkacak bir devrimci kuruluşa doğru tutarlı kılmak amacıyla çalışarak bekleyen bütün militanlar içindir.

İkinci Geliş

Sorun şu ki, işiniz yararsız. Artık, endüstrileşme çağında olduğu gibi zamanınıza ihtiyaç duyulmuyor. Ancak bu basit hakikati göremiyoruz, zira dilimizin sınırlarının ötesine geçemiyoruz. Acilen yeni bir emek zamanı bölünmesi geliştirilmelidir. Hedef, mevcut emek bileşimini savunmak değil, yeni bir tanesinin imkânını serbest bırakmak, genel zekayı özgürleştirmek, bilim, teknoloji ve sanata dair gücü dilimizin, işe dair hurafenin sınırlarından özgürleştirmektir.

Komünizmin Güncelliği Ne Anlama Gelmektedir?

Öyleyse komünizm, bütün çatışmaların ortadan kalktığı nihai bir toplumsal aşama olarak yeryüzünde gerçekleşmiş cennet değildir. Bilakis mevcut toplumsal durumda gizemlileştirilmiş ve uzlaşmalar tarafından kat edilmiş çatışmaların yaratıcı bir kolektif kuruculuğa sevk edilmesi olarak yeryüzünde cehennemi yeniden ifadeye kavuşturmaktır. Belki de bu anlamda ateist olmaktan ziyade de pagandır. Bir tür yeni paganizm: şeytani tanrıların çokluğu, toplumsal güçlerin çoğulluğu.

Öznellik ve Kriz: Kapitalist Krizin Mekanizmaları

Sermaye açısından tahrip edici değişimlerin, yani öznellikte meydana gelen antagonistik dönüşümlerin birikimi, toplumsal düzeyde çatışmayı ve antagonizmayı derinleştirdikçe bir karar anı gelip çatar. Bu karar, yeni bir yapısal uyum ile sermaye döngüsünün öznelliği uyumlu bir tarzda yeniden üretmesi ile bu dönüşümlerin kapitalizmi yıkacak bir devrimler dizisine doğru tutarlı kılınması arasındadır. Bu karar anına doğru ilerlediğimizi düşünmek için birçok belirti günümüzde mevcuttur. Fakat sermayenin komutasını yıkmak istiyorsak, öncelikle gündelik yaşamdaki moleküler direnişlere hakiki konumunu vermek ve buradan başlayarak bir devrimci hareketin inşasını düşünmek zorundayız. Kapitalizmde oluşan çatlakların, tekil direnişlerin, öznellikteki moleküler dönüşümlerin kesişimlerini sağlamak nasıl mümkün olabilir? Bu ne bir ideoloji, ne bir parti, ne bir devletin ele geçirilmesi, ne de başka bir dünyanın imkânı sorunudur. Yeni bir yaşamın, halihazırda tomurcuklanmış ve tomurcuklanmakta olan bu direnişlerden itibaren burada ve şimdi yaratılması sorunudur. Gösterebildiyse, bu makalenin bütün amacı, böyle bir yaratım ve kesişim politikası için egemen bakış açılarından kurtulmamızın gerekliliğidir. Kapitalist kriz, bizim yarattığımız bir krizdir, bu krizi derinleştirmek ve devrimci bir kristalleşmeyi tetiklemek için gündelik yaşamdaki direnişlerimizi yoğunlaştırmaya, ortaklaştırmaya ve onların başkalarının yaşamlarında da dönüşümü tetikleyecek şekilde ifadesinin olanaklarını geliştirmeye ihtiyacımız var. Hic rhodus, hic salta.

Ekim Devrimi’nin Yıl Dönümünde Heterodoks Bir Leninizmin Aciliyeti

Leninizmin yaşayan ve Lenin’i bizim çağdaşımız kılan yanı, onun bu ayna imgeyi aşan bir militan öznellik üretme, yani stratejinin son uğrağına verdiği aşırı değerde bulunur: Öznelliğin politik ifadesini, öznelliğe karşı döndürmek, yani onu kapitalizmden çıkış için devrimci bir stratejiye dönüştürmek. Küresel düzeyde sağın yükselişi, faşizmin yoğunlaşması gibi içine girdiğimiz dönemi belirleyen koşullarda, eğer öyle dememize izin verilirse Leninist görevimiz, sahip olduğumuz öznel kudretleri, komünizm için örgütlemeyi öğrenmektir. Bu görev, görünür toplumsal hareketlerin reformist taleplerinin ötesine nasıl geçebileceğini düşünmeyi zorunlu kılıyor: Gelmekte olan toplumsal çalkalanmaya hazırlanmak, onu önceleyen toplumsal hareketlerin sunduğu somut fenomenlerden hareketle hakiki eğilimleri saptamak ve bu eğilimleri komünizm için eklemlemek. Bizim gibi komünistler, yeryüzünde kapitalizmin kötücül egemenliğinin sonuçları olan ekolojik tahribat, incelikli sömürü biçimleri, savaşlar, ırkçılık, ataerkil tahakküm, borçlandırma, kılcal gözetim ve denetim biçimleri, heteroseksizm vs. gibi her düzeyde ortaya çıkan karmaşık sorunlarla uğraşmakla mükelleftir.

Telekomünist Manifesto: P2P Komünizm

Web 2.0 maddi olmayan emeği ücretlendirmeksizin işe koşan, bu sayede şirketlere milyar dolarlar kazandıran şeytani bir çitleme düzeneğidir. Kapitalist işe koşma, siber‑ağ üzerinde en büyük düşünü, ütopyasını gerçekleştirmiştir: -neredeyse- sıfır maliyetle, sonsuz artı‑değer üretimi. World Wide Web [dünya çapında ağ] üzerindeki sosyal medya ve içerik sağlayıcılarına bağlı olduğumuz her seferinde, içerik girdiğimizde hatta salt konum bilgileri, kişisel bilgiler vs. paylaştığımızda, sadece istihbarat örgütlerinin kötücül gözüne açık hâle gelmekle kalmıyoruz; aynı zamanda ücretsiz işçiler, anketörler, istatistikçiler hâline de geliyor ve şirketlerin kârlarına kâr katıyoruz.

Twitter widget by Rimon Habib - BuddyPress Expert Developer