Browse By

Michael Hardt ile Meclis Kitabı Üzerine Söyleşi

Çeviren: Nalan Kurunç Redaksiyon: Güvencesiz Çevirmen Media For Us: Meclis‘te liderlik konumunun son elli yılda anti-otoriterizm ve demokrasi adına nasıl iç saldırılara uğradığını tartışıyorsunuz. Gelgelelim, tek başına liderliği eleştirmenin bilhassa örgütlenme ve kurumu reddediş durumunda yeterli olmadığını savunuyorsunuz. Bunun yerine, ihtiyaç duyulan şeyin çokluk ve

Ulus Baker’in Yaşamı ve Ölümü: Etos ve Etik

Ulus Baker, yaşamı ve ölümüyle bize bir dizi felsefi, etik ve politik problem bıraktı. Yaşam ve ölüm, üretim ve yok oluş, sevinç ve keder birbirlerinden bu kadar kolay ve net çizgilerle ayırt edilebilir mi? Arzu nedir? Sevgi nedir? Sadece düşünmek, okumak yazmak ve biraz da hayattan tat almak isteyen, sadece bunları yapmak isteyen, kimseye zarar vermemiş ve veremeyecek bir insana sağlayabileceği hiçbir maddi ve kurumsal imkânı olmadığı halde, üstelik farklı düşüncelere, başka hayat tarzlarına asla tahammülü olmadığı halde, hümanizmi ve yüksek düşünürlere olan hayranlığıyla övünen bir toplumsal sistemi ve kültürü nasıl değiştirebilirim? Ulus için bu soruların hiç te öyle sanıldığı kadar açık seçik yanıtları yoktu—bırakalım “hayranları” böyle zannetmeye devam etsin! Şimdi bizim görevimiz onun sorularını çoğaltmak, yeniden üretmek, ama belki de onun bize öğrettiği acı dersten sonra bu soruların hep yok olduğunu, hep kaybolduğunu asla unutmadan.

“Ben Bir Fikir Hırsızıyım”: Félix Guattari ile Söyleşi

Şu var ki ben, ne evrensel bir araca ne de o alanda iletişimin faydalarına bel bağlarım. Kavramsal bir alanda en arzu edilebilir etki, kavrama düzeninde değil, ancak kesin bir etkililik biçimindedir. “Ya çalışıyordur, ya da çalışmıyordur”. Birinin size aritmetik bir işlem yapmak için küçük bir hesap makinesi verdiğini düşünün. Orada iletişim söz konusu mudur? Size potansiyel bir kullanım aktarılır. Onun izin verdiği işlemler, kullanımıyla alakalı belli bir yetkinlik elde edilir edilmez yerine getirilir. Bana göre, ideoloji veya belirli bir öznellik biçimine gönderme yapmayan, araçlar ve makineler gibi işlev görmesi gereken teorik ifadeler için de aynı şey söz konusudur.

(Duyarlı) Bilinç Ve Zaman: Transhümanist Ütopyaya Karşı

Transhümanizm, varoluş için hesaplamayı yanlış anlayan bir ideolojidir ve tam da bu nedenle felsefi bir aldatmacadan başka bir şey değildir. İnsanlık dışı bunamanın diğer yüzü, hesaplanamaz olanın kaba kuvvetle hesaplanmasının gölgesinde büyür. Artık, zamanın algılanmasının koşulu olan ölüm, yok oluş ve benliğin titreşimsel konumlanışı olan bilinç üzerine düşünmeye başlamalıyız.

Popülizm, Demokrasi ve Neofaşizm: İki Deneme

Demokraside ve faşizmde, iki tarafta da, tekno-ekonomik tahakkümün güçleri son derece rahattır. Bu güçler demokraside, kurumların ve kuralların zayıflığına ve karmaşıklığına güvenebilirler; faşizme gelince de, kendi amaçlarını ona bağlamada zorluk çekmezler. Ancak maddi durum kötüleştiğinde, ilki, ikincinin avı olur, zira halk gereksinimlerinin ve fantezilerinin acilen tatmin edilmesini talep etmek için demokrasinin varsayımlarını reddeder.Uzun vadede, halk aynı zamanda faşizmin kendisine dayattığı şeyden dolayı da acı çeker. Ama bu zaman alır… ve ayrıca bu, burada tanımladığım gibi, halkın varsayımın uygulanmasına girebilecek durumda olup olmamasına da bağlıdır. Bu uygulama zordur ve idollerin çekiciliğine direnmek için belirli bir erdemi gerektirir. Bu erdem, demokraside geliştirmeye çalışmamız gereken şeydir.

Aşırı-Sağ, Kimlik, Halk ve Politika: Jacques Rancière ile Söyleşi

Benim için politika etkili bir biçimde, düpedüz belirli sosyolojik kategorilere ya da toplumsal gruplara uymayan zengin ve yoksul arasındaki bu karşıtlığa, bu mücadeleye bağlıdır: Onlar daha çok bu karşıtlığın sembolik yapısında işlerler. Wall Street’i İşgal Et gibi hareketler, birçok grubun, birçok kimliğin, birçok öznellik biçiminin birleşmesinden meydana gelir. Bu minvalde, ezilenlerin yeri heterojendir, sizin önerdiğiniz gibi çokludur, ancak aynı zamanda bu ezilenler kendilerini neoliberal iktidar yönetimine karşı inşa ederler.

Bilim Adına

Deneysel bilimler artık bilimsel alanın tamamını temsil etmemektedir. Aslında, ayrıcalık tanıdığı “bilişsel yapılar” son derece özgül bir “toplumsal deneyime”, laboratuvar deneyimine tekabül eder; hatta bu noktada ikisi o derece birbirine bağımlıdır ki, göreceğimiz üzere, ilişkilerinin “bilinçli ve eleştirel” bir incelemesinin içerilmesi, burada başka hiçbir yerde olmadığı kadar zordur. İşte bu nedenle Harding, onların modellerini reddetse bile, kendini Kopernikus, Galileo ve Newton’un ardılı olarak görürken, onların gerçek varislerinin (feministler ve diğer azınlıkçı hareketler gibi) bilim adına ya da laboratuvarın anlam kazandırdığı nesnellik normlarına sadık kalmak adına, “laboratuvardan dışarı” çıkmayı kabul etmeyenler olduğu yönünde ısrar eder.

Genel Zeka Üzerine

Bizim sorunumuz, bugün üretim sürecinin teknik gereği olan zekânın mülki kamusal karakterinin, yeni bir demokrasi ve kamusal alan biçimi için gerçek temel olup olamayacağıdır, yani devlet ile onun “siyasi karar alma tekeli” üzerinde dönmekte olan bir kamusal alanın antitezi olup olmayacağı. Bu soru için iki ayrı ama birbirine bağlı taraf vardır: Bir yandan, genel zekâ kendisini otonom bir kamusal alan olarak, yalnızca metaların üretimi ve ücretli emekle rabıtası çözülürse olumlayabilir. Öte yandan, kapitalist üretim ilişkilerinin yıkılışı, ancak devletin dışındaki kamusal alanın ve genel zekâya bağlı olan politik bir topluluğun kuruluşuyla kendini gösterebilir.

Arzu İktidardır, İktidar Arzu: Şizo-Kültür Konferansına Yanıtlar

Sözceleme sistemlerinin tüm gelişimi sözcelemin bireyselleşmesine ve kolektif sözcelem düzenlemelerinin bozulmasına yönelir. Diğer bir ifadeyle, karmaşık ifade sistemlerinin -dans ederken, dövme yaparken, taklit ederken vb.- bütünlüğünün konuşmacı ile dinleyicinin konumuna işaret eden bir bireyselleşme için terk edildiği duruma doğru hareket edilir, öyle ki bir iletişimden geriye kalan tek şey “bitler” içinde ölçülen bilginin aktarımıdır. Yine de başka bir düzenlemede, iletişimin özü arzu iletişimidir. Oyun oynayan bir çocuk veya birisi ile flört eden bir aşık bilgi aktarmaz, semiyotik bileşenlerin tüm serisinin içinde yer aldığı zengin ifadeli bir durum yaratır.

Paris Komünü’nün Hayatta Kalışı: Kristin Ross ile Söyleşi

Bugün komünal tahayyülde bir canlanma olduğunu düşünüyorum, fakat kentsel mekân siyasetinde merkezlendiği konusunda size katılmıyorum. Şehir bugün genç insanlara genelde üç seçenek sunuyor: işsizlik, düşük ücretli iş veya anlamsız iş. Birçoğu mücadeleyi ve toplumsal işbirliğini ören yaşamlar sürmek için kırsala taşınmayı tercih ediyor. Bugünkü çeşitli mücadeleler üzerine düşündüğümde, özellikle de bağlamını en çok bildiğim Fransa’da, genelde kırsal alanlarda süregidiyorlar ve kapitalist modernleşmenin “arkaik” saydığı bir yaşam tarzını savunmaya çalışıyorlar. İşgalciler içine kapanmış bir dünyaya çekilmeyi veya kendine göndermeliliğin izole edilmiş havuzlarında girdap oluşturmayı içermeyen bir çeşit bölgesel kendi kendine yeterlilik yaratmaya çalışıyorlar.